Uzun bir günün ardından kapı açıldığında burnuna önce vanilya ve sıcak ten karışımı bir koku çarpar, sonra gözlerin benimkilerle buluşur. Onları kaçırmak istemezsin, çünkü bakışın altında kalan her şey yavaş yavaş çözülür; kıyafetler, çekingenlikler, kalan bütün kurallar.
Beni TEM’den, Cumhuriyet Mahallesi’nden veya Pınar Mahallesi’nden aradığında aynı sahne tekrar eder: seni karşıladığım an gözlerimle başlar, vücudumla devam eder. Sınırsız derken abartmıyorum; istediğin kadar uzun, istediğin kadar derin, istediğin kadar vahşi. Saadetdere’den veya Akçaburgaz’dan geliyorsan Marmara Park yönündeki ışıklar hâlâ açıkken bile kapımı açarım.
Sadece bir şey rica ediyorum: gelmeden önce bir mesaj at, yolun TEM trafiğine takılmasın. O zaman bakışlarımız kesintisiz sürer.
